Erken Dönem Uyumsuz Şema Alanları ve Sosyal Fobi Belirtileri: Duygu Düzenleme Güçlüğünün Aracı Rolü Var Mı?
Erken Dönem Uyumsuz Şema Alanları ve Sosyal Fobi Belirtileri: Duygu Düzenleme Güçlüğünün Aracı Rolü Var Mı?
Dilay Eldoğan / Başkent Üniversitesi
Elif Barışkın / Hacettepe Üniversitesi
Özet
Bu araştırmanın amacı, erken dönem uyumsuz şema alanları ile sosyal fobi belirtileri ilişkisinde duygu düzenleme güçlüğünün aracı değişken rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemini 2011-2012 öğretim yılında Hacettepe Üniversitesi’nde eğitimine devam eden 240 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği (LSKÖ), Beck Depresyon Envanteri (BDE), Young Şema Ölçeği-Kısa Form 3 (YŞÖ) ve Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği (DDGÖ) kullanılmıştır. Araştırma verilerine aracı değişken (mediator) analizi uygulanmış ve analiz sonuçlarına göre duygu düzenleme güçlüğünün erken dönem uyumsuz şema alanlarından kopukluk, zedelenmiş otonomi ve zedelenmiş sınırlar şema alanları ile sosyal fobi belirtileri ilişkisinde aracı rolünün olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Araştırmanın güçlü yönleri, sınırlılıkları ve katkıları ilgili literatür ışığında tartışılmıştır.
Anahtar kelimeler: Erken dönem uyumsuz şema alanları, sosyal fobi belirtileri, duygu düzenleme güçlüğü
Sosyal fobi, insanların hayatının pek çok alanında olumsuz sonuçlar yaratabilen, yaşam boyu görülme sıklığı bakımından en yaygın anksiyete bozukluğudur (Judd, 1994; Kessler ve ark., 1994). Bu durum sosyal fobinin pek çok bilimsel araştırma kapsamında incelenmesine olanak tanımış olsa da sosyal durumlarla ilgili korkuların temelleri yeterince iyi anlaşılamamıştır.
Sosyal fobinin temelinde mizaç, yetiştirilme şekilleri, akran ilişkileri ve olumsuz yaşam olayları gibi çeşitli değişkenlerin rol oynadığına, bu değişkenlerin bireylerde olumsuz temel inançlar oluşturması ile ilişkili olarak sosyal fobi belirtilerine yol açtığına dair bulgular bulunmaktadır (Neal ve Edelman, 2003; Rapee ve Spence, 2004). Sosyal fobi belirtileri gösteren bireylerde ortak olarak gözlenebilen başarısızlık, karamsarlık, yetersizlik, bağımlılık gibi şema düzeyindeki olumsuz temel inançlar ve bu temel inançların oluşumunda rol oynayan faktörler Jeffrey Young’ın şema kuramı çerçevesinde tanımladığı “erken dönem uyumsuz şemaları” akla getirmektedir (Pinto-Gouveia, Castilho, Galhardo ve Cun- ha, 2006). Ayrıca sosyal fobinin depresyon ve özellikle erken dönem uyumsuz şemaların sıklıkla çalışıldığı çekingen kişilik bozukluğu ve narsistik kişilik bozukluğu ile olan yüksek eş tanı oranları sosyal fobinin şema kuramı çerçevesinde değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır (Herbert, Hope ve Bellak, 1992).
Jeffrey Young, şema kuramında özellikle olumsuz çocukluk deneyimlerinin bir sonucu olarak gelişen şemaların; kişilik bozukluklarının, daha hafif karakterolo- jik sorunların ve pek çok Eksen I bozukluğunun temeli olabileceği hipotezini geliştirmiş ve bu şemaları “erken dönem uyumsuz şemalar” olarak tanımlamıştır. Erken dönem uyumsuz şemalar, çocukluk çağının ihtiyaçları ileri derecede engellendiği veya aşırı doyurulduğunda ortaya çıkabilen, erken dönemde dünyayı algılamak adına oldukça işlevsel olabilen fakat zaman içinde değişime dirençli hale gelmesi sebebiyle psikopatolojilerin oluşumuna yol açabilen zihinsel haritalardır (Young, Klosko ve Weishaar, 2003). Young, kuramında kopukluk/red- dedilmişilik, zedelenmiş otonomi/özerklik, zedelenmiş sınırlar, diğerleri yönelimlilik ve yüksek standartlar/bas- tırılmışlık olmak üzere beş şema alanı ve bu şema alanlarının kapsadığı 18 şema tanımlamıştır. Kurama göre, kopukluk/reddedilmiş şema alanı (terk edilme, güvensizlik, duygusal yoksunluk, kusurluluk, sosyal izolasyon şemaları) diğerlerine güvenli bağlanma gereksiniminin, zedelenmiş otonomi/özerklik şema alanı (bağımlılık, tehditler karşısında dayanıksızlık, iç içe geçme, başarısızlık şemaları) kendini ortaya koyma gereksiniminin, zedelenmiş sınırlar şema alanı (hak görme, yetersiz öz denetim şemaları) gerçekçi limitler ve özdenetim gereksiniminin, diğeri yönelimlilik şema alanı (boyun eğicilik, kendini feda, onay arayıcılık şemaları) ihtiyaç ve duygularını ifade edebilme gereksiniminin, yüksek standartlar ve bastırılmışlık şema alanı (karamsarlık, duyguları bastırma, yüksek standartlar, cezalandırılma şemaları) ise kendiliğindenlik ve oyun gereksiniminin engellenmesi ya da aşırı doyurulması ile oluşmuş şema alanlarıdır. Erken dönem uyumsuz şemalar ve psikopatoloji ilişkisini araştıran çalışmalarda sosyal fobi belirtileri gösteren bireylerin yapılan değerlendirmelerde duygusal yoksunluk, başarısızlık, güvensizlik, bağımlılık, tehditler karşısında dayanıksızlık şemalarından yüksek puan aldıklarına, bu şemaların ise kopukluk/reddedilmişlik ve zedelenmiş otonomi şema alanları ile ilişkili olduğuna dair bulgulara ulaşılmıştır (Pinto-Gouveia, Castilho, Galhardo ve Cunha, 2006).
Erken dönem uyumsuz şemalar yaşamın erken dönemlerinde çocuğun içinde bulunduğu çevre hakkında bilgi sağlaması ve başa çıkmaya yönelik olması sebebiyle işlevseldir. Ancak, yetişkinlikte bireylerin değişen çevresel koşullara rağmen dünyayı şemalarıyla tutarlı olarak algılamaları ve şemalarını sürdürecek tepkiler vermeleri sebebiyle uyumsuz hale gelmekte ve psikopatolojilerin oluşumuna yol açmaktadır. Şema modeline göre şema teslimi, şema kaçınması ve şema aşırı telafisi şemaları sürdüren uyumsuz başa çıkma stilleridir (Young, Klosko ve Weishaar, 2003). Şema teslimi, şemayı güçlendiren ve sürekli kılan düşünsel, davranışsal ve duygusal stratejileri; şema kaçınması, şemayı aktive edecek uyaranlardan kaçınmayı; şema aşırı telafisi ise şemanın tersini ortaya koyacak duygu, düşünce ve davranışları kapsamaktadır (Young, Klosko ve Weishaar, 2003). Şemaları sürdürücü başa çıkma stilleri pek çok psikopatolojide gözlenebilmektedir. Bilişsel modellerin sosyal fobinin temel özellikleri olarak tanımladığı duygu yoğunluğu ve duygu düzenleme güçlüğü de şemaları sürdüren faktörler arasında yer alabilir. Diğer bir deyişle, erken dönem uyumsuz şemaların sürdürülebilmesi amacıyla “duygulara ilişkin farkındalığın olmaması, duyguların kabul edilememesi, duyguların ifade edilmemesi, duygu ile başa çıkmada amaç odaklı davranışlara erişimde güçlük yaşanması ve dürtüsel davranışlarda bulunulması” olarak ifade edilebilen duygu düzenleme güçlüğünün dene- yimlenmesi ve deneyimlenen duygu düzenleme güçlüğünün de sosyal fobiye yol açabilmesi olasıdır (Gratz ve Roemer, 2004). Yapılan araştırmalar duygu düzenleme güçlüğünün anksiyete, yeme bozuklukları, duygu durum bozuklukları, alkol ve madde kullanım bozuklukları gibi psikopatolojiler ile ilişkili olduğunu göstermektedir (akt. Gross, 1995). Sosyal fobide duygu düzenleme güçlüğü ise bireylerin deneyimledikleri duygu ile baş edebilmek için kaçınma gibi işlevsel olmayan duygu düzenleme stratejilerine yönelmeleri ve duygularını ifade etmede zorluk yaşamaları şeklinde görülmektedir (akt. Gross ve Levenson, 1997; Mineka ve Zinbarg, 2006). Sosyal fobide duygu düzenleme güçlüğü deneyimlenen kaygı ve korkunun pekişmesine, kişinin psikolojik yükünün artmasına yol açmaktadır (Sung ve ark., 2012; Wells ve Papageoriou, 1998). Bu bilgiler ışığında, bireyler terk edilme, başarısızlık, karamsarlık gibi uyumsuz şemalarının etkisiyle sosyal ortamlarda eleştirilecekleri, aşağılanacakları, olumsuz değerlendirileceklerine ilişkin sosyal kaygı yaşayabilirler (Neal ve Edelman, 2003). Bu sosyal kaygı ise şemaların sürdürülmesi adına deneyimlenebi- lecek duygu düzenleme problemlerinin etkisiyle sosyal fobi belirtilerine yol açabilir. Örneğin, bireyler şemaları sebebiyle sosyal uyaranlardan kaçınmak için sosyal ortamlarda yer almamayı tercih edebilir ya da kendileri ve performanslarıyla ilgili olumsuz beklentileri sonucu deneyimleyebilecekleri kaygıyla baş edemeyeceklerini düşünebilirler. Bu durum sosyal kaygının artmasına ve sosyal fobi belirtilerinin oluşmasına sebep olabilir.
Sonuç olarak, bireylerin erken dönem uyumsuz şemalarının ve deneyimledikleri duygu düzenleme problemlerinin kaygı ve duygu durum bozuklukları gibi pek çok psikopatolojinin temellerini oluşturduğu bilinmektedir. Ancak literatürde erken dönem uyumsuz şemalar, duygu düzenleme güçlüğü ilişkisini ya da bu ilişkiye bağlı olarak ortaya çıkabilecek psikopatolojileri araştıran detaylı çalışmalara rastlanmamıştır. Bu durum duygu düzenleme güçlüğünün psikopatolojilerin oluşumundaki aracı rolünün daha detaylı çalışılması ihtiyacını doğurmaktadır. Bu sebeple, mevcut araştırma kapsamında erken dönem uyumusuz şema alanları ile sosyal fobi belirtileri ilişkisinde duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolünün değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu araştırmada depresif belirti düzeyi depresyonun sosyal fobi ile yüksek eş tanı oranından dolayı kontrol değişkeni olarak yer almaktadır.
Yöntem, Bulgular ve Tartışma bölümleri için makalenin PDF versiyonunu okumaya devam edebilirsiniz.


