Koronavirüs (Covid-19) Salgın Günlerinde Aile içi İlişkiler ve Evlilik
Koronavirüs (Covid-19) Salgın Günlerinde Aile içi İlişkiler ve Evlilik
Küresel salgınlar sıkça yaşadığımız deneyimler değildirler. Bizim için yeni ve çoğu zaman bilinmedik yaşantılardır. Bu yeni durumlara uyum sağlamak ve başetmek tahmin edileceği üzere pek de kolay olmayacaktır. Bu süreçte bireysel zorlanmaların yanı sıra aile içi ilişki sorunları ve evlilik yaşantısında birtakım sorunların ortaya çıkması muhtemeldir. Çünkü aile sistemimiz de tıpkı bağışıklığımız gibi bilmediği bir durumla karşı karşıya kalmıştır ve buna göstereceği tepkiler her zamankinden farklı olabilecektir.
Sahip olduğumuz bireysel özelliklerimizin herkesten farklı olması gibi zorluklarla başetme tarzlarımız da kendimize özgüdür. Kimimiz aşırı korku tepkisiyle panik yaşayabilir ya da tamamen hareketsiz kalabilir. Kimimiz var olan riskleri çok hafife alıp tedbirler almadan durumun vahametini görmek istemeyebilir. Kimimiz var olan durumla başetmek için aşırı ve sonuç vermeyecek bir çaba içine girebilir. Kimimiz de var olan durumu sağlıklı bilgi edinme kaynaklarından aldığı bilgilerle kavrar, gerekli tedbirleri alır, kendisini olası senaryolara hazırlıklı hale getirir ve yaşamına olabildiğince sağlıklı rutinlerle devam eder. Sınırlarımızı ve var olan riskleri kabul edip, kontrolümüz olmayan durumlara göre yaşamımızı esnetmek sağlıklı birey tepkisine daha uygundur. Olduğumuz yerde kalıp sadece bugünlerin geçmesini beklemek yerine kendi aile ve bireysel gündemlerimize göre hareket etmemiz daha sağlıklı sonuçlar doğuracaktır.
Gelelim koronavirüs salgınının aile içi ilişkilere ve evlilik yaşantılarına olası etkilerine. Dışarıdaki salgını bir ateşe benzetecek olursak aile olarak biz de kaptaki suyuz. Ateş arttıkça çarpışma, kaynama ve kaptan dışarı çıkma ihtimalimiz de artar. Bu nedenle ateşi fark edip, artan tepkilerimize rağmen bu dönemi kayıpsız atlatmak için sakin kalmalıyız. Öncelikle eşler ya da aile üyeleri bireysel başetme tarzlarından ötürü birbirini yargılamamalıdır. Aşırı korkan bir eşi ya da yaşamına hiçbir şey yokmuş gibi devam eden bir eşi suçlamak size ilişkisel anlamda bir kazanç sağlamayacaktır. Yani öncelikle aile üyeleri ve özellikle eşler birbirinin bireysel farklılıklarını ve başetme tarzlarını kabul etmelidir. Bu “kabul” olmadığı takdirde sonu olmayan bir aile içi çatışma ortamına girebilirsiniz.
Peki, uzun dahi sürse en nihayetinde bitecek bu salgın günlerinden asgari hasarla hatta iyilik haliyle aile ve eşler olarak nasıl çıkabilirsiniz? Neler yapabilirsiniz?
- Yeme, içme ve uyuma gibi günlük rutinlerinizde aşırı bir bozulmaya izin vermeyin. Uyku düzeniniz ve yemek saatleriniz tamamen belirsiz hale gelirse bu başlı başına bir sorun yaratabilir. Bunların planını çift olarak birlikte yapın ve ev içi rutinlerinizi birlikte düzenleyin.
- Ev içi görev ve sorumluluklar bu dönemde değişebilir. Yaşam koşulları değiştiğinde aileler de bu değişikliğe uyum sağlamalıdırlar. Eşinizle ev içi görev ve sorumluluklarda paylaşıma gidin ve mümkünse birlikte yapın.
- Çift olarak size özel, birlikte yapacağınız ve ilişkinize iyi gelen şeyleri her gün ya da haftada birkaç kez yapmak için planlamalar yapın ve bu planlara sadık kalın.
- Eşlerin birbirine izin verdiği ölçüde bireysel meşguliyet ve ilgilerinize de zaman ayırın.
- Ailede çocuk veya başka aile bireyleri de varsa onlarla birlikte de vakit geçirme planlarını mutlaka yapın ve özenle uygulayın.
- Eşler birlikte ya da ailecek vakit geçirirken başka şeyleri de aynı anda yapmayın, sadece beraber yaptığınız şeye odaklanın. Örneğin eşinizle sohbet ederken bir taraftan da gözünüz TV ya da telefonda olmasın.
- Sürekli koronavirüs ile ilgili haberleri ve yazıları takip etmeyin. Günün kısıtlı bir zaman dilimini bu gündemlere ayırın ve ailede paylaşımını mutlaka sınırlandırın.
- Sosyal medya, internet, bilgisayar oyunları, cep telefonu gibi bireysel sağlığınızı da olumsuz etkileyebilecek faaliyetlerle çok fazla vakit geçirmeyin, sınır koyun.
- Kimi zaman zorlayıcı yaşantı ve duyguları deneyimlediğimizde bireysel olarak yapmamız gerekenler yerine bunları ilişki sorunları haline getirebiliyoruz. Bunu yapmak yerine duygu ve deneyiminizi fark edip bireysel sorumluluğunuzu alın.
- Suçlayıcı, kırıcı ve eleştirel olmak yerine kendi duygularınızı ifade edip kişisel beklentinizi eşinize ifade edin. İhtiyaçlarınızı dolaylı yollardan ya da tepkilerinizle anlatmak yerine, şuna ihtiyaç duyuyorum deyin. Kişisel beklenti ve duygunuzu açıklıkla paylaşın.
- Evde kalmayı fırsata çevirip daha önce var olan ilişki sorunlarımızı çözelim gibi riski arttırabilecek iyi niyetli faaliyetlere girişmeyin, bunun yerine yani sorun çözmek yerine beraber geçirdiğiniz vaktin niteliğini arttırın.
- Bu dönemde birbirinizi dinlemeye, anlamaya ve paylaşıma daha bir özen gösterin. Ancak tüm iyi niyetinize rağmen bunu sağlamakta güçlük çekiyorsanız ısrarcı olmayıp daha çok davranışsal paylaşımlarda bulunun: birlikte yemek yapmak, film seyretmek, sarılmak vb.
- Aileler bu dönemde daha önce görmezden geldikleri ya da halının altına süpürdükleri sorunları daha bir yakıcı şekilde deneyimleyebilirler. Bunların çözümünde ısrarcı olmak yıkıcılığı arttırabilir. Çözebileceğiniz daha sağlıklı zamana kadar bunları erteleyin.
- Fiziksel hareketliliği sağlamak için birlikte spor ya da ev içi küçük egzersizler yapabilirsiniz. Temiz hava için balkon ya da pencerelerinizi kullanıp güneşe ve günışığına olabildiğince maruz kalabilirsiniz.
- İstediğiniz kadar yemek, istediğiniz kadar uyumak ya da istediğiniz kadar izlemek gibi sınırı belli olmayan bir yaşam düzeninden kaçınmalısınız. Kontrol hissini kaybetmek de yeni sorunların önünü hem ilişkisel hem de bireysel olarak açabilir.
- Bu dönemde ekonomik durumunuzda kötüleşme olması aile içi ilişkiler için de risktir. Ancak unutmayın bunlarla ilgili tartışma ya da gerginlik size bir olumluluk getirmeyecektir. Güçlenerek yoluna devam edebilen bir aile geçici/çözülebilir sorunları aşabilme becerisini de gösterebilecektir.
- Aile bireylerinin tümü ailedeki olumluluğu arttırmaya yönelik aile aktivite ve rutinlerine katılmak istemeyebilir. Bu konuda zorlayıcı olmayın, ailede hemfikir olanlarla başlayın, diğerlerinin de katılması bu sayede mümkün olabilir. Tüm ailenin katılımını sağlayamasanız dahi ailedeki genel olumluluğu arttırmış olursunuz.
- Belirsizlik ve kaygının yoğun olduğu zamanlarda aile içi roller geçici ya da kalıcı olarak değişebilir, buna karşı anlayışlı olun. Örneğin her zaman ailede güçlü olan ya da güçlü kalan bir aile bireyi bugünlerde bu rolünü sürdüremeyebilir. Önemli olan ailenin bir uyum içerisinde rol esneklikleriyle işlerliğini devam ettirebilmesidir.
- Salgınla ilgili ilerleyen günler çok daha zor geçebilir, şimdiden aile içi sağlıklı etkileşimi arttırmak sizi sistem olarak daha hazır hale getirecektir.
- Yakın kaybı, hastalık ve iş kaybı gibi olası zorluklara karşı şimdiden olabildiğince detaylı planlamaları ailecek yapın. Örneğin aileden biri hasta olduğunda kim kiminle ilgilenecek gibi. Can sıkıcı gibi görünse de bunları konuşup planlamak sizi daha güçlü ve hazırlıklı hale getirecektir.
- Aile ya da bireysel olarak yaşamınıza anlam kattığına inandığınız bir takım manevi ritüelleriniz varsa bunları yerine getirmek de moral gücünüzü arttıracaktır.
Kısacası, aile değerli ve koruyucu bir sistemdir. Her sistemin kendine özgü yanları ve yanıtları vardır. Bütünlüğünü ve sağlıklı işleyişini olabildiğince devam ettiren, bireysel farklılıklarına bütünlüğü içinde yer açan ve dış zorluklara birlikte ve uyum içinde yanıt veren aileler bu süreci daha güçlü bir biçimde atlatacaklardır.
Birlikte ve sağlıklı günler dilerim.
Uzm. Psikolojik Danışman Selçuk ASLAN
21 Nisan 2020
*Bu yazı içeriği oluşturulurken aile ve ilişki boyutunda Prof. Dr. Hürol Fışıloğlu’nun İlişki Pusulası Modeli’nden; çevre, birey ve başetme boyutunda ise Dr. Ali Bayramoğlu’nun Davranışsal Esneme yaklaşımından yararlanılmıştır.

