Ergenlerde Sınav Kaygısı ve Sınava Hazırlık Sürecinde Zorlanma

Ergenlerde Sınav Kaygısı ve Sınava Hazırlık Sürecinde Zorlanma

Sınav kaygısı nedir?

Sınav kaygısı, sınav öncesinde veya sınav esnasında kişinin yoğun bir biçimde kaygı duymasına bağlı olarak ortaya çıkan ve öğrenmiş olduğu bilgiyi sınav sırasında etkili bir biçimde kullanamamasına yol açan bir zorluk olarak tanımlanabilir.

Sınav öncesinde kaygı düzeyinin belirli bir düzeyde artması öğrencilerin hem sınav öncesinde çalışma motivasyonunu sürdürebilmesi açısından hem de sınav anında etkili bir performans gösterebilmeleri açısından aslında gereklidir. Ancak ülkemizdeki gibi rekabetçi eğitim stratejilerin olduğu toplumlarda öğrencilerin üzerindeki baskı ve beklentinin giderek artması öğrencilerin sınavı ve sınava hazırlık sürecini etkili bir biçimde yönetebilmesini zorlaştırabilmektedir.   Bu yazının fikri hakları Duygu Pamir Akın, Uzm. Psikolog yazarına aittir. Ankara Psikolog

Sınav kaygısı, sınavın kendisinden değil, öğrencinin bu sınava yüklediği anlamla ilişkilidir. Bu anlam sınavdan çok önce birçok değişkenin etkisiyle oluşmuş olabilir. Rekabetçi eğitim sistemi, çevrenin yüksek beklenti düzeyi, uygun olmayan ebeveynlik becerileri, öğrencinin kişilik özellikleri, akranlarının süreci yönetme becerileri gibi birçok etken sınavın gereğinden fazla anlam kazanmasına yol açabilir. Öğrenci sınava, “diğerlerinin gözünde değer kaybı/yükselmesi” “sevilme/sevilmeme” “yeterli olma/yetersizlik” gibi anlamlar yüklemeye başladığı zaman sınav, öğrenilmiş bilgilerin değerlendirildiği bir araç olmaktan çıkıp benlik değeri üzerinden yaşanan bir sürece dönüşür. Bu durumda öğrenci sınavdaki olası bir başarısızlığı da tehdit olarak algılamaya başlayabilir.

Sınav Kaygısının Belirtileri Nelerdir?

Bedensel belirtiler: Sınav anında ya da öncesinde nefes alıp vermede güçlük, taşikardi, el ve ayaklarda titreme, ağız kuruluğu, karın ağrısı, mide bulantısı gibi tepkiler olabilir.
Duygusal belirtiler: Sınav anında veya öncesinde yoğun panik halinde olma, huzursuz hissetme, öz güven duygusunda azalma, öfkeli hissetme veya depresif hissetme olabilir.

Bilişsel belirtiler: Odaklanma ve kavramada zorlanma, düşünceleri organize etme ve öğrenilen bilgileri hatırlamada zorlanma, problem çözme becerilerinde zorlanma gibi sınav anındaki performansını da olumsuz yönde etkileyecek genel bilişsel becerilerde zorlanma olabilir.

Davranışsal belirtiler: Sınava girmekten kaçınma, sınav sonrasında yaptığı yanlışlara bakmaktan kaçınma, sınav öncesinde/sonrasında arkadaşları ile bir araya gelmekten kaçınma gibi zorluk yaşayacağını düşündüğü ortamlardan uzak durma davranışları olabilir. Bu yazının fikri hakları Duygu Pamir Akın, Uzm. Psikolog yazarına aittir. Ankara Psikolog

Sınav Kaygısının Çalışma Süreci Üzerindeki Etkileri

Sınav kaygısı şikayeti için başvuran kişiler genellikle sınav anındaki performans düşüklüğü şikayeti ile başvururlar. Ancak süreç değerlendirildiğinde zorluk yaşadıkları diğer önemli bir alanın çalışma süreçleriyle ilgili olduğu anlaşılır. Sınava hazırlık süreci gerçekçi bir strateji ile planlanmazsa bir süre sonra öğrencinin çalışma programını sürdürmekte zorlanabildiği görülmektedir. Burada öğrencinin kişilik özellikleri, aile yapısı, günlük yaşam rutini, sosyal ilişkileri, keyif/dinlenme ihtiyacı, akademik geçmişi, çalışma alışkanlıkları, dikkat ve öğrenme becerileri gibi alanların sürece olan etkileri dikkatlice değerlendirilmelidir.

Sınav öncesi çalışma döneminde ortaya çıkan zorlayıcı duyguların hangi başa çıkma yöntemleri ile yönetildiği de sürecin anlaşılmasında oldukça önemli bir rol oynar. Bazı öğrenciler zorlayıcı duyguları ile tetikleyici ortamlardan/durumlardan uzak durarak başa çıkabilir. Bu öğrencilerin, deneme sınavlarına girmek, çözdüğü sorulardaki hatalarına bakmak ve doğru cevabı öğrenmek, bir süre çalışmadan geçirilen zamanın ardından tekrar çalışma ortamına dönmek, öğretmenlere soru sormak/ etüt saati ayarlamak gibi durumlardan mümkün olduğunca kaçındığı görülmektedir.

Bazen öğrencilerin, kaygı duyduğu bu süreçle başa çıkma yönteminin, dikkatini tümüyle duygularından uzaklaştıracak etkinliklerle uğraşmak olduğu görülmektedir. Çok sık dizi izleme, bilgisayar oyunları oynama ya da sosyal medyada takılma, keyif alınan aktivite planlama davranışları bu duruma örnek olabilir. Bu aktivitelerde, eylemlerin temel amacı, dikkatin; başarısızlık düşüncesi, sınava hazırlık sürecinde geç kalındığı/geride kalındığı düşüncelerinin yarattığı endişeden uzaklaşabilmektir. İşlevsel olmayan bu yöntem, bazen ailenin de kaygısını artırabilir.  Bu durumda ailelerin kendi kaygılarını çocuklarına yansıtmaları ya da çocuklarını korkutarak, karşılaştırarak, cezalandırarak “motive etmeye” çalışmaları süreci daha da karmaşıklaştırabilmektedir.

Bazı öğrenciler “başarısızlık” fikrine teslim olurlar, aslında bu da zorlayıcı duygularla bir başa çıkma yoludur. Bu öğrencilerin genel davranış örüntülerinde “Sınava çalışmak için geç kaldım”, “Zaten yapamam ki”, “Ben beceremem” gibi düşüncelerin ön planda olduğu görülmektedir. Bu yazının fikri hakları Duygu Pamir Akın, Uzm. Psikolog yazarına aittir. Ankara Psikolog

Bazı öğrenciler ise “başarısızlık” durumuna temas etmemek için kendilerine karşı çok sert davrandıkları katı bir çalışma programı ile süreci yönetebilmektedir. Uyku saatlerinin azaltıldığı, keyif/dinlenme ihtiyacının yok sayıldığı, her gün çalışma programa uyma zorunluluğu olan bu strateji bazen çevre tarafından da desteklendiğinde öğrencinin “beklentiyi karşılayamama” endişesinin giderek arttığı görülebilmektedir. Aslında, tüm bu başa çıkma stratejilerinin altta yatan kaygıyı anlık olarak rahatlatsa da uzun vadede işlevsel olmadığı, yaşanan kaygıyı kronikleştirdiği görülmektedir.

Sınav Kaygısında Terapi Süreci

Terapi sürecinde öncelikle, ergenin yukarıda bahsedilen etkenler bağlamında kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirme sırasında aile ve ergeni tanıyan öğretmenlerin de sürece dahil edilmesi, doğru bir yol haritası oluşturabilmek açısından mühimdir.
Bu değerlendirme ile; ergenin akademik düzeyi, öğrenme becerileri, öğrenmeye etki edebilecek durumlar açısından taranması (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, Özgül Öğrenme Bozukluğu gibi zorlanmalar) sağlanır. Ayrıca okulun eğitim stratejilerinin uygun olup olmaması, öğretmenlerin ya da ailenin tutumu, sosyal ortam dinamikleri gibi tetikleyici faktörlerin anlaşılması hedeflenir. 

Yapılan değerlendirmeler sonucunda edinilen tüm bilgiler ergenle birlikte kavramsallaştırılır. Bu kavramsallaştırmanın ardından ergenin sınava ilişkin olumsuz düşüncelerini tanıyabilmesi ve bunları daha gerçekçi olan düşüncelerle değiştirebilmesinin sağlanması hedeflenir. Ergenlerde sınav kaygısı için Klinik Psikolog Duygu Pamir Akın'ın kendi web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Örneğin; “Sınav kesin çok zor olacak” yerine “Her sınavda olduğu gibi bu sınavda da kolay, orta ve zor kısımlar olacaktır”. 

“Bu sınavda asla başarılı olamayacağım.” yerine “Bu sınavda elimden geleni yapacağım.”

 “Sınavda yapamazsam rezil olurum.” yerine “Bu sadece bu konudaki kazanılmış bilgimi ölçen bir araç, başarısız olmam bazı bilgileri biraz daha çalışmam gerektiğini gösterir, yine deneyebilirim.”

 “Sürekli çalışmam gerek, hiç boş vaktim olmamalı” yerine “Bu süreci etkili bir biçimde sürdürebilmek için sosyalleşme, dinlenme ve keyif ihtiyaçlarımı da gözeterek plan yapmalıyım.” Bu yazının fikri hakları Duygu Pamir Akın, Uzm. Psikolog yazarına aittir. Ankara Psikolog

“Her gün en az 300 soru çözmeliyim” yerine “Benim öğrenme yöntemim nedir? Eksik olduğum konular için nasıl bir yöntem izlemeliyim?” gibi sağlıklı bakış açılarının geliştirilmesi hedeflenir.

Benzer şekilde başarıların da küçümsenmemesi gerekir.

Örneğin;

“Bu sınavda iyi yapsam ne fark eder, hala gerideyim” yerine “Gerçekten çalışmalarım sonuç veriyor” gibi yapıcı ve gerçekçi bir yaklaşım kazanılması planlanır.

“Bu sınava çok iyi konsantre olmalıyım, kaygılanmamalıyım, uykumu, beslenmemi buna göre tam olmalı” gibi düşünceler de sınav öncesinde kaygıyı arttırabilir. Bunun yerine “Sınav günü de daha önce geçirdiğim günler gibi bir gün, ayrıca biraz kaygılanmam normal” gibi düşüncelerle süreci değerlendirmek sınavın tehdit olarak algılanmamasına etki edecektir.  

Düşünce ve inanç sisteminde ortaya çıkan bu değişimler başa çıkma yöntemlerinde de değişikliklere yol açacaktır.  Örneğin; “sınava hazırlanmak için çok geç kaldım, artık ne yapsam sonuç değişmez” gibi felaketleştirici bir düşünce yerine “Kendim için uygun bir plan oluşturduğumda yine de denemiş olurum. Şu an stresten denemelere girmiyorum, bu beni daha fazla yetersiz hissettiriyor.” gibi gerçekçi bir düşünce ile değişebilir. Böylece işlevsel olmayan düşüncelerin etkisi ile yapılan “bilgisayar oyununa girme, ders çalışmaktan kaçınma, sürekli uyuma” gibi davranışların “yeni bir plan oluşturma, deneme sınavlarına girmeye başlama, hatalarla veya eksik konularla yüzleşme” gibi daha etkin davranışlarla yer değiştirmesi beklenmektedir. Bu yazının fikri hakları Duygu Pamir Akın, Uzm. Psikolog yazarına aittir. Ankara Psikolog

Sınav kaygısının yol açabileceği bedensel tepkiler de; nefes egzersizleri, gevşeme egzersizleri ve bilişsel başa çıkma stratejileri ile belirgin olarak azalabilmektedir.

Çalışma Programı Nasıl Oluşturulmalıdır?

Çalışma programı her öğrencinin kendi ihtiyacına göre oluşturulmalıdır.

Çalışma programındaki en önemli yanlışlardan biri, kaygının etkisi ile işlevsel olmayan bir çalışma temposu seçmek olabilir. Her gün aynı performansı göstermenin aslında sanılandan daha güç olduğu unutulmamalıdır. Çalışma programı oluşturulurken sadece mekanik bir plan geliştirilmemeli, insani ihtyiaçların göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Bu yazının fikri hakları Duygu Pamir Akın, Uzm. Psikolog yazarına aittir. Ankara Psikolog

Öğrencinin sadece eksiklerini değil güçlü olduğu yönlerini tespit etmesi gerekmektedir. Böylece, ihtiyaçlara yönelik daha gerçekçi bir plan oluşturmak mümkün olacaktır.

Çalışma motivasyonu kendine kızarak, korkutarak, tehdit ederek değil, öğrenme süreci ile bağ kurularak oluşturulmalıdır. Ders çalışmayı işkence haline dönüştürmeden, “kendini motive edecek ortamlarda çalışmak, motive olmayı sağlayabilecek sosyal etkileşim kaynaklarını keşfetmek”  süreci biraz daha keyifli hale dönüştürecek  ve daha uzun soluklu devam etmesine olanak tanıyacaktır.

Sınav Sürecinde Aileler Nasıl Davranmalıdır?

Sınav, sadece genci değil ailesini de yakından ilgilendiren bir durum olarak yaşanmaktadır. Bu bağlamda ailelerin de nasıl davranması gerektiği konusunda desteğe ihtiyacı olabilmektedir. Bu yazının fikri hakları Duygu Pamir Akın, Uzm. Psikolog yazarına aittir. Ankara Psikolog

 Yukarıda gençler için önerilen yöntemler aslında aileler için de geçerlidir.

Ailelerin de kendi içlerinde tetiklendiği durumları tanıyabilmesi gereklidir. Örneğin öğrencinin sınav sonucu, öğretmenlerin geri bildirimleri,  öğrencinin ders çalışmaması veya çok ders çalışması, öğrencinin hedef belirleyememesi, diğer aile üyelerinin yorumları gibi durumlar ile bunların kendilerinde yarattığı duygu ve düşünceleri,  bu süreçle nasıl başa çıktıklarını fark edebilmesi gerekmektedir. Nitekim ebeveynler zorluk yaşadıkları duyguları çocuklarına farklı şekillerde yansıtabilmektedirler.

Bazen ebeveynlerin ergeni korkutarak, kıyaslayarak, cezalandırarak motive etmeye çalıştıkları görülmektedir.  Bunun yerine, ebeveynin önce kendi iç dünyasını anlaması ve çocuğuna yansıtmadan sürece ilişkin duygularını ele alabilmesi önemlidir. Örneğin; Ebeveynin iç sesi “Böyle giderse bu çocuk hiçbir yeri kazanamayacak.” yerine “Ben de bu süreçte zorlanıyorum ve bazen çocuğum için endişeye kapılıp çaresiz hissediyorum, ama bu duygu ile çocuğuma yaklaşırsam işler daha da karmaşıklaşabilir.” Bu yazının fikri hakları Duygu Pamir Akın, Uzm. Psikolog yazarına aittir. Ankara Psikolog

Ya da;

“Şuna bak! Sabahtan beri sadece yatıyor, hiçbir şey umurunda değil” yerine “Çocuğumun bu tavrı beni çok öfkelendiriyor ama ders çalışmamasının başka nedenleri olabilir mi?” gibi sürece akılcı ve sağduyulu bir yerden bakabilmek hem ilişkisel bağlamda, hem de akademik hedeflere ulaşmak bakımından çok daha etkili bir yaklaşım olacaktır.

Ailelerin çocuklarını rahatlatmak adına “Sen yaparsın, biz sana güveniyoruz, sen çok akıllısın” gibi gereğinden fazla olumlayıcı ifadeleri de, beklenenin tersine ergenin sınav kaygısını arttırmaktadır. Bunun yerine süreçte verilen emeğe ve gösterilen çabaya vurgu yapılan, ergenin kendini sıkışmış hissettirilmediği kapsayıcı ifadeler çok daha yapıcı olacaktır. “Sen zaten bu sınav için gereken çabayı gösterdin ve çalıştın, önemli olan bu çabayı gösterebilmekti” gibi ifadeler buna örnek olabilir. Bu yazının fikri hakları Duygu Pamir Akın, Uzm. Psikolog yazarına aittir. Ankara Psikolog

Bu süreçte hatalarını, zorlanmalarını ya da pişmanlıklarını ebeveyni ile paylaşan ergene “Keşke” ya da “Ben sana demiştim!” ile başlayan ifadeler kullanmak, ergenin işlevsel olmayan biçimde kendine kızmasına ve suçluluk hissinin artmasına yol açabilir. Bunun yerine gencin duygusuna eşlik edip çözüm odaklı problem çözme becerilerini güçlendirecek önerilerde bulunulabilir. Örneğin “Keşke daha çok çalışsaydım, çok geç kaldım” diyen gence, “Sınava doğru iyice stresinin artması çok doğal. Sana nasıl yardımcı olabilirim? Çalışma programını birlikte gözden geçirelim mi?” gibi destekleyici yaklaşımlar ergeni de çözüm odaklı bakış açısına yaklaştıracaktır.

Sınav senesinde ergenden tek beklentinin sınav başarısı olması da gencin üzerindeki baskının artmasına yol açmaktadır. Örneğin “ Senden tek isteğimiz ders çalışman”, “Bu sene sinema, spor, arkadaşlarla buluşma vakit kaybı” gibi konuşmalar kaygının yanında gencin duygu durumunu da  olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Aynı şekilde tüm ailenin sınav senesinde sınava girecek çocuklarına göre konumlanması; örneğin evde hiç televizyon izlenmemesi, kimsenin eğlenmemesi gibi sözel olmayan mesajlar da baskı yaratabilmektedir.

Görüldüğü gibi, sınav kaygısı çok yönlü ele alınması gereken karmaşık bir süreçtir. Hem gencin, hem ailenin iyi anlaşılması, kendi dinamiklerine özgü bir yol planının oluşturulması ve takip edilmesi önemlidir. Böylece yalnızca başarılı bir sınav sonucuna odaklanmanın ötesinde, süreçte edinilen psikolojik gelişme ve büyüme yaşam boyu katkı sağlayabilecek bir bakış açısına dönüşecektir. Bu yazının fikri hakları Duygu Pamir Akın, Uzm. Psikolog yazarına aittir. Ankara Psikolog

Bu yazının fikri hakları Duygu Pamir Akın, Uzm. Psikolog yazarına aittir. Ankara Psikolog
Ergenlerde Sınav Kaygısı ve Sınava Hazırlık Sürecinde Zorlanma
image/svg+xml

DEVAMI